Official Web Page – Samet Koç – Resmi Web Sayfası

zamanyolculuğu(ittihadıislam)

Mevlana’da Nefis Eğitimi

Mart28

Mevlana’da Nefis Eğitimi Yazdır E-posta Doç. Dr. İbrahim EROĞLU 10.02.2009 İnsanın yanlışa düşmemesi için, nefsini kötü niyet, garaz, ihtiraslar gibi kötü duygulardan arındırması gerekir. Mevlânâ’ya göre, insanın hata ve günahtan korunması için temyiz hassasını her türlü garazdan temizlemesi ve (bunu yapmaya çalışırken de) dinden yardım araması lâzımdır”.1 Bir insan nefsini eğitmedikçe bakışı/görüşü düzgün olmaz; görüşü düzgün olmayınca da tespiti ve değerlendirmesi, kısaca sözleri doğru olmaz. “Bir kimsenin eğer içindeki nazarı (görüşü) eğriyse hiç şüphe yok ki onun cevabı da eğri olur. Çünkü doğru cevap vermek için kendine hakim olamaz. Meselâ bir insan kekeme olunca, ne kadar doğru konuşmak istese yine konuşamaz. Kuyumcunun altını mihenk taşına vurması altına yöneltilen bir sorudur ve altın da, ‘Ben buyum, halisim, yahut katışığım!’ diye cevap verir”.2 Yanlışlara düşmemek için nefsi eğitmek gerektiği ortadadır; nefsi eğitmenin en önemli yolu da onunla mücadele etmektir. Bu hususta Mevlânâ, şu çağrıda bulunur: Bir yürüyüş edelim de kırıp dökelim; Şu kara yüzlü, şu kötü huylu nefsi, yok edelim gitsin!.3 Fakat bu mücâdele kolay değildir. Zira “Put kırmak kolaydır, fakat nefsi (eğitmeyi) kolay görmek cahilliktir.”4 Bunun için Mevlânâ, ileride geleceği gibi, sağlam bir irade öngörür. Nefsin hevâ ve heveslerini kır, onlardan vazgeç. Vazgeç ama önceden de kendinle bir şart koş da ahdinden dönmemeye uğraş, yoksa hastalık kalakalır sende; iyileşme imkânının da yok olur gider.5 “Vücudumuzda binlerce kurt, binlerce domuz… Temiz, pis, güzel, çirkin binlerce sıfat var”6 diyen Mevlânâ, insanda hangi huy galipse o huyun sûretine göre haşredileceğini belirtip, sözlerine devamla, insanın eğitilebilen bir varlık olduğunu şöyle dile getirmektedir. İnsanda bir an olur kurtluk zuhur eder, bir an olur ay gibi Yusuf yüzlü bir güzel hâline gelir. İyiliklerle kinlerle gizli bir yolda gönüllerden gönüllere gidip durmaktadır. Hatta insandan, öküz ve eşek bile bilgi sahibi olur, akıllanır, hüner elde eder. Serkeş at, rahvan bir hâle gelir, alışır. Ayı oynar, keçi de selâm verir. Köpeğe insanın huyu geçer, nihayet çoban olur, av avlar yahut sürüyü korur. Ashab-ı Kehf’in köpeğine öyle bir huy sirayet etti ki sonunda Allah’ı aramaya koyuldu.8 Nefse uymanın tehlikelerinden ve mücadele ederek onu eğitmenin imkân ve gerekliliğini Mevlânâ’ya göre, kısaca belirttikten sonra şimdi de nefsi eğitmenin yollarına geçebiliriz: 1. Nefse Uymama Nefsi eğitmek için onun arzu ve isteklerine uymamak gerekir. Bu, nefsi eğitmenin ve onun kötülüğünden korunmanın en kestirme yoludur. Nefsi, (insanı kötülüklere karşı ayartan ve teşvik eden) şeytana benzeten Mevlânâ, yanlış yapmamak, günaha girmemek için nefse uymama üzerinde önemle durur. Ona göre, nefse uymama, heveslerden vazgeçme, her zoru açar.9 Nefse uymama, şehvet ve lezzetlere karşı direnmeyi gerektirir. Mevlânâ, nefsi eğitmede sağlam bir yol olan bu konuda şu tavsiyelerde bulunur: Ey karnına haris olan, böylece yücel. Bunun yolu, ancak yiyeceğini değiştirmendir. Ey kalp hastası, ilâca sarıl. Bütün tedbir, mizacı değiştirmenden ibarettir.10 Nasihatımı dinle: Ten, kuvvetli bir bağdır. Yeni istiyorsan eskiden soyun! Dudağını yum, altın dolu avucunu aç. Ten nekesliğini bırak, cömertliği ele al. Cömertlik, şehvetleri, lezzetleri terk etmedir. Şehvet yüzünden düşen kalmamıştır. Bu heva ve hevesi bırakma, sapasağlam bir iptir. Bu dal, canı göğe çeker…11 Hasetçi kişilerden çok çeken Mevlânâ, eserlerinde, nefsi eğitmede, iradeyi sağlamlaştırmada haset duygusunu yenmenin önemli rol oynadığını söyler.12 Yusuflar, kardeşlerinin hilesi yüzünden kuyuya düşmüşlerdir. Çünkü o kardeşler, hasetlerinden Yusuf’u kurtlara verip dururlar. Hasetten Mısır Yusuf’unun başına neler geldi? Bu haset, pusuya yatmış büyük bir kurttur. Hülâsa halim Yakup, Yusuf’a bir şey yapmasın diye bu kurttan daima korkar… 13 2. Çocukluktan Kurtulma Bu tabirle Mevlânâ, bir oyun ve eğlence (laib ve lehv)14 den ibaret olan dünyadan kurtulmayı kasteder. O, nefsin yersiz isteklerine karşı mücadele vererek onun kötülüğünden korunmak için çocukluktan kurtulmayı önerir. Çocukluktan kurtulup baliğ olmak, aşırı istek ve arzulardan sıyrılıp Allah’a yönelmekle mümkündür. O, devamla şöyle der: Allah, “Dünya kuru bir istek, faydasız bir oyuncaktan ibarettir, siz de çocuklarsınız” dedi. Allah doğru buyurur. Oyuncağı terk etmedikçe çocuksun. Ruh arınmadıkça nasıl temiz olabilirsiniz?15 3. Zecrî Tedbirler Alma Nefsi eğitmede zecrî (sert, zorlayıcı) tedbirler almak ve ona her istediğini yaptırmamak önemli bir yoldur. Bu konuda Mevlânâ şöyle demektedir: Nefis, tıpkı sofistaiyye gibi kararsızdır, şüphecidir, hile ve aldatmadan yanadır. Bunun için de o, hakîkati iknâ yoluyla değil de şiddet yoluyla (kötekle) anlar.16 4. Nefsi Öldürme Nefsi eğitmenin önemli bir yolu, onun arzu ve isteklerini dizginlemek veya kontrol altında tutmak, tasavvuftaki deyimiyle, bu arzu ve istekleri öldürmektedir. Bu, nefsi eğitmede en kökten tedbir olarak görülmektedir. Buradaki öldürmeyi, geniş anlamıyla, “eğitme” olarak da alabiliriz. Mevlânâ, konuyla ilgili olarak şu örneği vermektedir. Birisi, kızgınlıkla anasını hançerleyerek, döverek öldürdü. Biri, ona “Huyunun kötülüğü yüzünden ana hakkını gözetmedin. Çirkin herif, ananı neden öldürdün! Niye söylemiyorsun, o sana ne yaptı ki?” dedi. Adam, “Çok ayıp bir iş işledi, ben de onu öldürdüm. Ayıbını toprak örtsün” diye cevap verdi. Kınayan “Be adam, ananı öldüreceğine o kişiyi öldürseydin” deyince dedi ki: “Her gün başka birisini mi öldüreyim? Onu öldürdüm, halkın kanına girmekten kurtuldum; halkın boğazını keseceğime onu boğazladım, bu daha iyi!” O kötü huylu ana, fesadı her tarafa zâhir olan nefsindir. Her an onun için bir azize kastedip duruyorsun; kendine gel, onu öldür!.17 Bu arada akla şu soru gelmektedir. Nefis neden öldürülmelidir? Bunun cevabını şu beyitlerde görmekteyiz: Onun yüzünden bu güzel dünya sana dar geliyor. Onun yüzünden Allah ile de savaşıyorsun, halkla da. Nefsini öldürürsen özür serdetmeden kurtulursun, ülkede hiçbir düşmanın olmaz.18 5. İradeyi Sağlamlaştırma İnsanın, yanlışlara karşı koymasında, nefsin kötü arzularını frenlemesinde sağlam iradeye sahip olup, onu doğrudan/iyiden yana kullanması ve bu noktada kararlılık göstermesi oldukça önemlidir. Mevlânâ, insanın uyanık gönlünü bir muma benzetir ve binlerce âfeti taşıyan havaya (şiddetli rüzgâr ve tehlikelere) karşı onu eteğinin altında (sağlam bir irade ile) iyi korumasını ister.19 Nefsi, kişiyi yanlışlara çeker ve bazen o, doğru ile yanlış arasında kararsız da kalabilir. Bu gibi durumlarda insanın, kendisini yoldan çıkaran tabiatını dinlemeyip20 iyiden, doğrudan, haktan yana tercihlerde bulunması gerekir. Ümitsizlik diyarına gitme, ümitler var. Karanlığa varma, güneşler var. Gönül seni, gönül ehlinin diyarına; ten, seni su ve çamur hapsine çeker.21 Kişinin, doğru olanı kabul etmeye, iyiyi almaya kendisini zorlaması, yanlışlara karşı onu büyük ölçüde koruyacaktır. Kendisini bu şekilde yönlendirmeyen, iradesini bu şekilde kullanmayan ise, şu örnekte görüldüğü gibi, yanlışlar içerisinde kalmaya mahkum olacaktır. “… İçerden bir kabul ve tasdik eden olmadıkça, bin söz söylesen de faydası olmaz. Meselâ bir ağacın kökünden içten gelme bir nemlilik, canlılık olmasa, sen ona bin selin suyunu döksen, yine faydasızdır… Bütün âlemi nur kaplamış olsa, gözde bir nur olmadıkça, hiçbir zaman o nuru göremez…”22 6. Sabırlı Olma Nefsin ayartıcılığına kanmamak için onu eğitirken sabırlı olma oldukça önemlidir. Mevlânâ, “…Bu yolda sabır lâzım, çekilecek mihnetlere tahammül gerek”23 demektedir. Zira sabır devâdır, genişliğin anahtarıdır ve kişiyi maksadına çabuk ulaştıran bir erdemdir.24 “Her zahmette, her meşakkatte kızar, kinlenirsen cilâlanmadan nasıl ayna olacaksın?”25 beytiyle Mevlânâ, doğruya, iyiye ve güzele yönelip onda karar kılmak ve olgunlaşmak için sabır göstermek gerektiğini vurgulamaktadır. “Feraset sahiplerinin iştahları sabradır, onlar sabretmek isterler”26 sözüyle Mevlânâ, nefsin aceleci ve geçici taleplerine aldırmadan, ileriyi görmeye çalışanların sabırlı olduklarını ve kısa vadeli olmasa bile uzun vadede onların kazançlı çıkacaklarını belirtmektedir. Nefsin isteklerine uymayarak anlayışlı, hoşgörülü ve yumuşak başlı olmak (ki bunların temelinde sabır yatmaktadır), insanı anlayışsız, katı ve dik başlı olmaktan daha çok başarıya ulaştırır. İlim kılıcı, demir kılıçtan daha keskin, hatta yüzlerce ordudan daha galip, daha üstündür.27 Maksada sabırla erişilir, aceleyle değil. Sabret, doğrusunu Allah daha iyi bilir.28 Nefsin baskısından kurtularak “Sabreden göklerin üstüne yükselir”29 sözüyle Mevlânâ, sabredenin kazançlı çıkacağını ve yüceliklere ulaşacağını, bunun aksine, nefsine uyanın ise aşağıların aşağısına düşeceğini anlatmak ister. 7. Benlikten Kurtulma Nefsi eğitmede bir önemli tedbir de kişinin hep kendisini ön plânda tutma sevdasından, gururunu öne çıkarma gayretinden uzak durmasıdır. Mevlânâ, insanın kendisine olduğundan fazla güvenerek Allah’ı devre dışı tutmasını;30 bilginlerin, kendilerini göstermek gâyesiyle, gereksiz ayrıntılara dalmalarını, kendilerini tanıma hususunda gayret göstermemelerini ve benlik sevdasına kapılmalarını31 yanlış görür. O, insanların kendi parmaklarını yalamalarını, çıbanlarını, kellerini yani yanlışlarını ve ayıplarını normal görüp başkalarınkini ise oldukça anormal görmelerini32 hiç hoş karşılamaz. Mevlânâ, bir rubâisinde, benlikten kurtulmayı ve uygun olanı yapmayı tavsiye etmektedir. “Benlikten geçersen yüzlerce rahmet görürsün, kendine gelince de binlerce zahmet çekersin. Hep Firavun gibi sakalını tarayıp durma. Bir şey taramak istiyorsan bıyığına yaraşacak bir tarak bulmaya bak.”33 “Kendini hiçe saymazsan hiçlikten kurtulamazsın”34 diyen Mevlânâ, kişinin nefsine uyarak benlik sevdasına kapılmamasının önemini ve bunun getireceği faydaları şöyle dile getirir: Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur. Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir. Nakışsız bir ayna haline gelir, değer kazanır. Çünkü bütün nakışları aksettirir.35 8. Öz Eleştiride Bulunma Nefsi eğiterek yanlışlara karşı korunmada belki de en önemli husus, kişinin kendisine eğilmesi, eksiklerini görmeye çalışması; aşırılığa, haksızlığa düşüp düşmediği konusunda nefsini sorgulamasıdır. Böyle davranmak yanlış şeyleri terk edip doğru, iyi ve güzel şeyleri edinmede kişiyi kazançlı çıkaracaktır. İnsanın önce kendini kendisine açması ve kendisini dinlemesi gerekmektedir. Sırrını kötülerden gizlemen şaşılacak bir şey değil; şaşılacak şey kendinden de saklaman, kendinden de gizlemendir.36 İnsanın, başkalarının yanlışına–günahına bakıp üzülmeden önce kendi haline bakıp üzülmesi gerekmektedir. Ey başkalarına ağlayan göz, gel, bir müddetçik otur da kendine ağla.37 Afsunlarla gönüller alalım deriz ama çukura düştüğümüzü görmeyiz. Be hey kaltaban, çukura düşmüşsün, kuyudasın sen. Başkalarını bırak, kendine bak!.38 Kişinin, önce kendi ayıbını veya kusurunu görerek nefsini terbiye etmesi gerekmektedir: – Arkadaşın, senin hakkında, “hırsızdır, doğru adam değildir, münasebetsiz hareketlerde bulunur, ahlâksızdır, lânettir, şöyledir, böyledir demektedir. – O daima doğru söyler. Onun gibi doğru sözlü adam görmedim. Doğru söyleme, yaratılışında vardır. Ne dese, aslı yok diyemem; kusuru üstüme alırım doğrusu. Padişahım, olabilir ki o bende bazı ayıplar görmüştür de, ben onları kendimde görememişimdir. Herkes, önce kendi kusurunu görseydi, hâlini ıslah etmekten gaflet eder miydi? Halk kendisinden gafildir babam, gafil. Onun için birbirlerinin kusurunu görürler. Ben kendi yüzümü göremem de senin yüzünü görürüm; sen de benim yüzümü görürsün. Kendi yüzünü görmeye muktedir olanın nuru, halkın nurundan artıktır. O ölse bile nuru bakidir. Çünkü görüşü, Allah görüşüdür.39 Bu beyitlerde de görüldüğü gibi Mevlânâ, halkın ayıbını inceden inceye görüp, bir bir eleştirip de kendi ayıbını zerre kadar görmeyeni ve kendisini eleştirmeyeni şiddetle kınar.40 Nefsi, ten evinde nazlı nazlı beslenmede; kendi başkalarına kin güdüp elini ısırmakta!41 A hayrı, şerri bilmeyen, sen kendini sına, başkasını değil! Kendini sınadın mı, başkalarını sınamadan vazgeçersin.42 A gönül, aynada kendini eğri-büğrü gördün mü, mutlaka bu eğrilik sendedir, aynada değil; önce kendini doğrult.43 Yukarıda da değinildiği gibi, önce kişinin kendisine eğilmesi, kendi nefsini eleştirip, hata ve kusurlarından ayıklanması gerekir. Kişi kendisini doğrultunca bir çok şeyler düzelecektir. Hükümdar, başındaki tacı eliyle düzelttikçe taç eğrilmekteydi yiğidim! Tam sekiz kere doğrulttu, sekiz kere eğrildi… Dedi ki: Ey taç, bu ne bu? Eğrilme artık! Taç dedi ki: Beni yüz kere doğrultsan, yine eğrilirim. Çünkü inanılır kişi, sen eğrilmedesin!.44 9. Manevî Güç Kazanma Nefsi eğitmek, onun şerrinden emin olmak, gerçekleri görmek ve Allah sırlarına ermek için Mevlânâ’nın felsefesine göre, mânâ kapısına da başvurmak gerekmektedir: Allah ve Hak erlerinin inâyetleri olmazsa… Melek bile olsa defteri kapkaradır.45 Mevlânâ, manevî gücün ve İlâhî inâyetin bu konuda oynadığı rolü şöyle açıklar: Firavun’un aklı, padişahların aklından üstündü ama, Allah hükmü onu akılsız ve kör etmişti! Bir adamın can gözünü, can kulağını Allah kapattı mı o adam Eflâtun olsa hayvanlaşır!.46 Kim Allah’dan tevfika mazhar olursa o âleme yol bulmuş, dünya işinden çıkmıştır.47 Sen istersen onu gönül vahyi farzet; gönül zaten onun nazargâhıdır. Gönül ona agâh olunca nasıl hata eder? Ey mü’min, sen, Allah nuru ile bakar, görürsün; hatadan, yanılmadan eminsin.48 Nefse hakim olma konusunda manevî güç kazanmak için Allah’a yönelme ve O’ndan yardım dilemek gerekmektedir. Allah’a yönelen kişi, O’nun koruması altına girer, kuvvet bulur, emniyette kalır; ona güç şeyler kolay gelir. Mevlânâ, şu mektup ifadesinde gördüğümüz gibi, işin sonunda Allah’a yönelmeyi, O’na güvenmeyi ve O’ndan yardım dilemeyi talep eder. “Allah, ona da, bize de, isteklerimiz neyle gerçekleşecekse, işlerimiz neyle düzene girecekse, onu ilham etsin!”49 Kim Allah’tan tevfike mazhar olursa o âleme yol bulmuş, dünya işinden çıkmıştır.50 Manevî gücü elde etmek için mânâ kapısını dövmenin gerektiğini51 belirten Mevlânâ, nefsin aldatıcılığından kurtulmak için, Allah’a şu yalvarışta bulunur: Ey bize güç şeyleri kolaylaştıran Allah! Bizi abes ve boş şeylerden kurtar. Biz rızık diye gördük, halbuki imtihanmış. Bize her şeyi, olduğu gibi göster.52 Sonuç Mevlânâ’nın, nefsi eğitme üzerinde önemle durması, ağırlıkla, onun sûfî karakterli bir düşünür oluşuna bağlanabilir. İnsan bir çok yanlışlıklarla yüz yüzedir. Genelde o, nerelerde ve neden dolayı ve ne tip yanlışlar yaptığını kaba taslak kestirir. Fakat asıl önemli olan, bu yanlışlarını terk etmesidir. Bunları terk etmede nefse hakim olmak oldukça önemlidir. Bunu başarmak için de yapılacak ilk iş, nefsi tanımaya çalışarak, onu eğitmektir. Nefsi eğitmenin en kestirme yolu, şehvet ve lezzetlere karşı direnerek nefsin zebunu olmamadır. Onu eğitmek için, çok sevdiği oyun ve eğlence (dünya) ye de fazla dalmamak gerekmektedir. Nefsin şerri karşısında alınacak olan en köklü tedbir, onu ‘öldürmek’ olacaktır. Nefsi eğitmede başarılı olmak için iradeyi sağlamlaştırma en etkili ve kapsamlı bir iştir. Hatta sabırlı olma, nefsi öldürmede, çocukluktan kurtulma, özeleştiride bulunma, benlikten sıyrılma, temelde, iradeyi sağlamlaştırmanın tabiî sonuçları olarak görülebilir. Dipnotlar 1 Mevlânâ, Celâleddin Rûmî, Fîhi Mâ Fîh, (Çeviren: Meliha Ülker Anbarcıoğlu), M.E.B. Yay., İstanbul, 1990, s.14. • 2 Mevlânâ, a.g.e. s. 231. • 3 Mevlânâ, Macâlis-i Seb’a (Yedi Meclis), (Çeviren ve Hazırlayan: Abdulbâki Gölpınarlı), Konya, 1965, s. 54. o4 Mevlânâ, Mesnevî, (Çeviren: Veled İzbudak), M.E.B. Yay., İstanbul, 1991, C. i, s.62, B.778. • 5 Mevlânâ, Dîvân-ı Kebîr, (Çeviren ve Hazırlayan: Abdulbâkî Gölpınarlı), Kültür Bakanlığı Yay, Ankara. 1992, C.VII. s. 626, B. 8338. • 6 Mevnevî. C. II. s. 108. B. 1417. • 7 Mevlânâ, a.g.e. C. II. s. 108, B. 1417. • 8 Mevlânâ, a.g.e. C. II. s. 108-109. B. 1420-1425. • 9 Mevlânâ, Dîvân, C. VII, s. 626, B. 8336 • 10 Mevlânâ, Mesnevî, C. II, s. 27, B. 293-294. • 11 Mevlânâ, a.g.e. C. II, s.27, B.1270-1278. • 12 Haset konusunda bkz., Mevlânâ, Mesnevî, C. 1, s. 34-35, B. 429-439; s. 98, B. 1221; C. II, s.86; B.1126-1130; C. IV, s. 216, B. 2676-2682; C. V. S. 99-101, B. 1200-1219; Mevlânâ, Mektuplar, s. 200, Mektup: CXXXIII; Mevlânâ, Dîvân, C. I, s. 272-273, B. 2550-2555; C. II. s. 309, B. 2539-2542; C. VI, s. 305, B. 3106-3114: CVII, s. 16, B. 205-206. • 13 Mevlânâ, Mesnevî, C. II, s. 107-108, B. 1406-1410. o 14 Bu tabirler Kur’ân-ı Kerim’den alınmadır. Bkz. Hadid, 57/20; Muhammed, 47/36; Ankebût, 29/64. o 15 Mevlânâ, Mesnevî, C. I, s. 274, B. 3430-3431. • 16 Mevlânâ, a.g.e. C. II, s. 268, B. 3499-3500. • 17 Mevlânâ, a.g.e. C. II, s. 59-60, B. 776-783. • 18 Mevlânâi a.g.e. C. II, s. 60, B. 784-785. • 19 Mevlânâ, Dîvân, C. V, s. 408, B. 5425. • 20 Mevlânâ, Mesnevî, C. IV, s. 113, B. 1402. • 21 Mevlânâ, a.g.e. Mesnevî, C. I, s. 57, B. 724-725. • 22 Mevlânâ, Fîhi Mâ Fîh, s. 88-89. • 23 Mevlânâ, Mesnevî, C. IV, s. 38, B. 466. • 24 Bkz. Mevlânâ, a.g.e. , C. II, s. 391, B. 4913; C. I, s. 150-151, B. 1841. 1846, 1854. • 25 Mevlânâ, a.g.e. C. I, s. 290, B. 2980. • 26 Mevlânâ, a.g.e. C. I, s. 128, B. 1601. • 27 Mevlânâ, a.g.e. C. I, s. 318, B. 3989. • 28 Mevlânâ, a.g.e. C. I, s. 319, B. 4003. • 29 Mevlânâ, a.g.e. C. I, s. 128, B. 1602; C. VI, s. 391, B. 4913. • 30 Mevlânâ, Fîhi Mâ Fîh, s. 9. • 31 Fîhi Mâ Fîh, s. 28-29. • 32 Fîhi Mâ Fîh, s. 37. • 33 Mevlânâ, Rubâiler, (Cev.: Nuri Genç Osman), M. E. B. Yay., İstanbul, 1974, C. II, s. 306. R. 1477. • 34 Mevlânâ, Dîvân, C. V. s. 98. B. 1118. • 35 Mevlânâ, Mesnevî, C. V, s. 218, B. 2665-2666. • 36 Mevlânâ, a.g.e. C. II, s. 114, B. 1500. • 37 Mevlânâ, a.g.e. C. II, s. 37, B. 479. • 38 Mevlânâ, a.g.e. C. III, s. 181, B. 2234-2235. • 39 Mevlânâ, a.g.e. C. II, s. 67, B. 876-885. • 40 Mesnevî, C. III, s. 213, B. 2629-2630; C. IV, s. 156, B. 1918-1921. • 41 Mevlânâ, a.g.e. C. II, s. 59, B. 775. • 42 Mevlânâ, a.g.e. C. IV, s. 30, B. 367-368. • 43 Mevlânâ, Dîvân, C. V, s. 429, B. 5822. • 44 Mevlânâ, Mesnevî, C. IV, s. 155, B. 1903-1905. • 45 Mevlânâ, a.g.e. C. I, s. 150, B. 1878-1879; s. 170, B. 2122; C. IV, s. 156, B. 1922-1923. Mesnevî, C. I, s. 170, B. 2121. • 46 Mevlânâ, Mesnevî, C. IV, s. 151, B. 1854-1855. • 47 Mevlânâ, Mektuplar, (Çeviren ve Hazırlayan: Abdulbâki Gölpınarlı), İstanbul, 1963, s. 10 (Mektup III). • 48 Mevlânâ, Mesnevî, C. I, s. 170, B. 2121. • 49 Mevlânâ, Mesnevî, C. I, s. 230, B. 2870. • 50 Mevlânâ, a.g.e. C. II, s. 36, B. 466-467.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
posted under Genel | No Comments »

SIKINTI VE DEPRESYON “İLAHİ KODDA” SONSUZ AŞKA DAVETTİR TROUBLES AND DEPRESSION “in DIVINE CODE” ENDLESS LOVE is INVITATION

Aralık30

facebooksezenSIKINTI VE DEPRESYON “İLAHİ KODDA” SONSUZ AŞKA DAVETTİR

Bugün bir karar vermeliyim artık şu sıkıntıya, bunalıma ne yapacağıma dair… Yaşamım alt üst oluyor yıllardır. Ansızın beni yakalıyor bu sıkıntılar. Biri bize yine bir büyü mü yaptı acaba? Kim bana niçin büyü yapsın ki? Zaten daha önceden yapılmıştı epeyi… Ne bileyim zamanımız kötü… Herkesin elinde gizli ilimler kitabı… Yine doktora mı gitmeliyim? Yoksa medyumlara mı? Bir çok doktora gittim… Bir şey olmadı… İlaçların kimi yaradı, kimi uyuşturdu, sentetik bir yaşamım var artık… Dışarıdan bakıldığında ne de sağlıklı ve huzur(!) doluyum. O tonlarca ağırlık, boğulur gibi olmalar, gece uykusuzlukları, a-ritmi çarpan kalp; ya o saçma sapan rüyalar… Canımın hiçbir şey yapmama isteği… Kapanıp bir yere ağlamalar… Toplumdan uzaklaşıp sessiz bir kara dünyada içine kapanıp kalmalar… Korku, boğulur gibi olup nefes alamamalar… En iyisi doktora gitmek yine… Evet, evet öyle yapmalıyım… Terapi desteği almalıyım. Başka türlü bu olmayacak. İyi de aylardan beri alıyorum bu desteği, neye yaradı ki? Birazcık fayda gördüm ama hepsi o kadar… Keşke elim ayağım kırılsaydı da bu sıkıntıları çekmeseydim… Ne kadar korkunç bir şey. En olur olmaz yerde ansızın sarıp sarmalıyor beni… Giderek ölüm korkusu sarıyor her yanımı ve korkunç bir kabusa dönüşüyor yaşamım… Bu halle üniversite mi okunur, hayat mı yaşanır… En iyisi medyuma gitmek… O da olmasa başka bir doktora… Bu ilaçlar yaramadı galiba bana… Evet, bu doktorun verdiği ilaç da yaramadı bana… Yarasaydı böyle olur muydum? Yarın ilk işim arkadaşımın önerdiği medyuma gitmek olmalı… Onun emrinde mümin cinniler varmış. Adama istihbarat sağlıyorlarmış ve her şeyi biliyormuş. Çok da dindarmış, illa da bir şey getirin, verin demezmiş; ama içinden ne gelirse onu vermeliymişsin. Olsun canım, bir şeyler veririz. Sözgelimi beş lira… Olur olur, sanki taş atıp kolum mu yoruluyor? Ya parayı beğenmez, bana gönülden bakmazsa… En iyisi on lira vermek ya da yirmi… Evet, evet yirmi lira… Bu çok iyi olur… “Evet sıradaki bay gelsin!” Vav, amma da medyummuş ha… Çok etkili bakıyor… Sanki ötelerle irtibatlı… Yüzü ne kadar nursuz… “Hoş geldiniz sayın bayım. Buyurun şöyle oturun. Anlatın bakalım derdinizi.” “Sayın medyum bey. Bakınız ben üç yıldan bu yana sıkılıp bunalıyorum. Ortada hiçbir ciddi neden yok. Uykum düzensiz. Boğuluyorum sanki birileri tarafından. Doktora gittim. Terapi desteği aldım. İlacı alınca iyiyim, ya da en azından öyle olduğumu düşünüyorum. Bırakınca yine aynı… İlaç bağımlısı oldum… İlacım yanımda olmazsa krize gireceğim diye ödüm kopuyor… Bu nedenle yanımda yedek ilaç taşıyorum.” “Hım, şu tastaki suya bir bak bakalım. Suda herhangi bir şey görüyor musunuz?” “Hayır.” “Şimdi şu…….. duasını okuyup da suya bakınız.” “Yine bir şey göremiyorum.” Biraz bekleyin şimdi bir daire kurup çevirme yapacağım. Evet bayım. Siz cinler tarafından boğuluyorsunuz. Aile tarafınızdan bir kız size aşık olmuş. Kara büyü yapmış.” “Peki ne yapmalıyım?” “Şu muskaları alınız. Birini boynunuza asınız. Birini yastığınızın altına koyunuz. Birini de suya atıp bir gün beklettikten sonra bir kısmını içip, bir kısmıyla banyo yapıp, geri kalanını da seher vakti işlek bir dört yol ortasına serpip ardınıza bakmadan geliniz. Muskayı sakın üzerinizden çıkarmayınız. İki ay sonra da kontrole geliniz… Şu an çevirme yaptım. Üzerinde olanlardan önemli bir kısmını öldürttük.” “Teşekkürler bay medyum.” İki ay sonra: “Allah kahretsin, iyice beter oldum! Her tarafım muska doldu. İstiklal Harbi gazilerinin madalyası gibi her tarafımdan salınıyorlar mübarekler… Birazcık aklım vardı o da gitti gidecek. Bir de ilaç şişesi… On medyuma gittim belki, onu da birbirine uymayan şeyler söylediler. Yok dört yol ağzında cin saldırısı, yok banyoya zamansız girme, yok komşu kızın aşk büyüsü, yok domuz yağına sürülü kara papaz büyüsü… Şu hale bakın evin her yanı muska… Canına yandığımının muskaları… Ya.. şu hale bakın şu hale! O, türlü türlü kutu kutu uyuşturucu ilaçlara ne demeli?… Renk renk ilaçlar… Beyin kimyasını düzenliyorlarmış, hani? Bizimki kimya değil mübarek geometri sanki… Bir yeri yapıp on yeri yıkan ilaçlar… Onca yıldır paraları ödediğim bay terapistlerim… Yedi Kocalı Hürmüz gibi terapist değiştirip durmuşuz. Hastalığım yüzde yüz geçti mi? Hayır… Bu ne geçmez hastalıkmış mübarek. Kolumuz, ayağımız kırılsa beş ay içinde tamamdı… Allah kimsenin ruhunu hasta etmesin. Sorayım kendime. Neyim var? Maddi mi? Değil. Sevgi boyutlu duygusal bir yıkım mı? Hayır, hayır da bu sıkıntı felaketi, ağırlık gerçekliği ne peki? Allah’a şükür memlekette gitmediğimiz doktor, cindar, hoca, medyum kalmadı… Yok be… Bu hayat böyle çekilmez…Dinen insan cehennemlik olmasaydı şu hayata bir son verirdik… Ama intihar eden insan dinsiz olurmuş… En iyisi bir de veli, evliya arayayım belki onlar şu derdime bir çare bulurlar… İyi de bunlar neredelerdir kim bilir? Ha deyince bulunmuyorlar ki… En iyisi istihare yapıp Allah’tan mürşit bulmak için yardım istemek. Evet bu yedinci gün ve istiharede hala bir şey göremedik. Ne nasipsiz adammışız be… En iyisi tasavvufi eserleri bir güzel okuyayım. Belki aradığımız şey oralardadır… Bela, çile, kabz, bast, vera, murakabe, virtler, ihlas tecelli, evet bunların hiçbiri de bize göre değil… Derdimizin dermanı buralarda değil… Bu da ne? Çok farklı bir kitap… Sessiz sedasız saklanmış buraya… Aman Allah’ım başlığı da tam bana göre… “Sıkıntı ve depresyon İlahi Kodda Sonsuz Aşka Davettir…” Şu başlığa bakın hele bir… Aman Allah’ım ne çılgınca bir başlık… Daha şimdiden içim bir hoş oldu… Hemen şunu satın alayım bakalım. İşte oldu… Bunu bir çırpıda okuyup bitirmeliyim. Ya bu kitapta da derdime çare yoksa? Hayır, hayır bu kitap bayağı çılgınca, yazarı da tasavvufi bir kişi… Bakın biyografisine hem de akademik biri… Aman Allah’ım neydi o kitabın adı? Dur şu paketi birazcık yırtıp bir bakayım… İşte şurada olmalı başlık: “Sıkıntı ve depresyon İlahi Kodda Sonsuz Aşka Davettir.” Yaşasın şu başlık bile beni şimdiden etkiledi. Ne kadar albenili bir başlık değil mi? Mevcut sorunu güzellik olarak görüyor ve kanıksatıyor bunu insana… Hiç ürpertmeden, samimice bizi sonsuz aşka davet diyor… Evet, sonsuz aşka… Harika… Bu kitap; çok sevdiğiniz birinden size gelen armağan paketini hemen açmayıp, o heyecanı yaşayarak daha sonra o paketi açma isteğinize ne kadar çok benziyor. İşte eve geldik. Şöylece koltuğa oturup kitabın girişinden başlayalım: “Siz on yedi-yirmi yedi yaşları arasında bir delikanlısınız veya hanımefendi bir bayan. Bir üniversitelisiniz ya da özel sektörde çalışan biri. Ya dindarsınız, bir cemaatte koşturuyorsunuz ya da sevgi avına çıkan bir çılgın aşık… Ya da müzik kursları alan, diskoteğe dansa giden bir sosyete… Bunlar hiç de önemli değil… Önemli olan şey, sizi nedensiz yere bunalım ve depresyonun sarıp sarmalıyor olması tabi. Sizi birden bire tanımı olanaksız bir sıkıntı sarıyor. Hiç beklemediğiniz bir anda, hiç beklenmedik bir yerde… Yolda, üniversitede, evde, arkadaşlarınızın içinde… Kalbiniz a-ritmi atıyor. Korku sarıyor her yanınızı. Öldü ölecek gibi oluyorsunuz. İnsanlar, toplum her şey gözünüze kötü görünmeye başlıyor. Bunalım, depresyon krizleri geçiriyorsunuz. Üstünüze bir ağırlık çöküyor ansızın. Güçten kuvvetten kesiliyorsunuz. Bir yerde düşüp kalacağınızı düşünüyorsunuz. Bulunduğunuz çevre sizin bu içsel duyumsayışlarınızın farkında değil. Onlar, yaşamı, mutlu algılarına göre özgülemişler. Evet, onlarınki öyle bir özgüleme ki bu yaşam imbiğinden hep mutlulukların öz suları damıtılıvermiş. Mutlu mu mutlular… Ya siz? O bunalım, depresyon denen olgunun cenderesinden geçerken adeta ölüm kalım mücadelesi veriyorsunuz.” Ya, bu adama helal olsun. Sanki beni tanımlıyor. Bütün bunların hepsi de bende mevcut… O kadar heyecanlıyım ki, bunu size anlatamam… Devam edelim bakalım şu kitaba: “Durumu yakınlarınıza açıyorsunuz… Doktor doktor gezmeye, terapiler almaya başlıyorsunuz… Yıllar yılı ilaç tedavileri görüyorsunuz. Hiçbir zaman yüzde yüz iyileşemiyorsunuz… Bir zaman geliyor ki o ilaçlardan nefret etmeye başlıyorsunuz. Can simidi gibi yanınızdan ayıramadığınız o ilaçlar… Ve depresyon, sizi ezip geçmeye, yoklamaya devam ediyor günaşırı… Kendinizi meşgul edecek hobilere yöneliyorsunuz, olmuyor… Ne yapılsa nafile… Sonra arkadaşlarınızın, ailenizin katkısıyla cindar, medyum denen insanlara koşmaya başlıyorsunuz… Tanı: “Büyü.” Sonra da muskalar, üflemeler, çeşitli dualar…. Hiçbiri de çare olmuyor. Sanki bir ses inadına inadına “Nereye gitsen çare yok!” diye haykırıyor. Öyle bir an geliyor ki sizin için her şey anlamını yitirmeye başlıyor.” Bu yazara helal olsun be… Her şeyi tanımladı… Ama bakalım sonuç nereye varacak? Önemli olan sorunları saymak değil, derde mantıklı bir yanıt bulmak tabii… “Az sonra söyleyeceğim şeyleri lütfen can kulağınızla dinleyin. Bütün bunları sizin kalbinize aşık olmuş birisi yapıyor.” Eyvah bütün hayallerim yıkıldı! Bunca sorunu kusursuzca sıraladıktan sonra yazar böyle bir şey dememeliydi, evet kesinlikle dememeliydi… Çıldırmış bu yazar… “Şaşırdığınızı biliyorum. Bundan daha büyük şaşkınlıklar yaşayacaksınız. Aklınıza sahip olun lütfen. Evet, sizin ruhunuza aşık olmuş biri bunu yapıyor. Acaba kim dersiniz?” Bu yazar da komşunuzun kızı, akrabalarınızdan biri muhabbetine başlamaz, papaz büyülerinden söz etmez cindarlar, medyumlar gibi inşallah… “Evet lütfen aklınıza sahip olun. Sakın sakın aklınızdan olmayın… Alıştırarak söyleyeyim bu Özellikle Türkiye dışından biri… Bazen de Türkiye’den biri… Çok kırsal kesimde bulunan, köy denen beldelerde genellikle yaşayan biri. Bu depresyonu onlar yapıyorlar… Hep sizin kalbinize aşık oldukları için.” Hey gidi anneciğim! Gel de bak hele! Oğluna yurtdışından, hatta köylülerden talipliler varmış. Kalbine aşık olmuşlarmış. Bu depresyonu onlar yapıyorlarmış! Ne kadar komik… Bu medyumlardan, cindarlardan daha da komikmiş. Hım, üşütük bir yazar olmalı… Vardır böyleleri canım. Doğru düzgün bir şeyler söylerler. Ardından da kendilerinden hiç umulmadık deli saçmaları sıralarlar… Batıda da var böyleleri Doğuda da… Bu zavallı da işte bu türden galiba… “Evet bunlar zahiri hayatta olmayan, ölmeden önce ölüp sonsuz yaşam algısında hep diri olan, Allah aşkının kapısında sıra dağlar gibi duran, ruhlarıyla sınır tanımadan alemleri dolaşan sonsuz aşkın ruh avcıları… Adları sanları unutulan, herhangi bir köyün yamaçlarında yüz iki yüz yıl önce ölen, ya da türbesi olan adlarına gavs, kutbul aktap denenler… Ellerindeki ilahi kamçıyla seni kıskıvrak yakalayan, adeta tortop edip seni depresyon cenderesinde bitiren bunlar. Onların ruhani güçlerinin önünde hiçbir güç duramaz. Seni çağırıyorlar evet seni… Sen, seven çılgın kız, üniversitene giderken seni mahveden bunlar… Sen, bir cemaatta hizmet ettiğini söyleyen delikanlı orada seni bitiren bunlar… Size hiç ummadığınız çok uzak bir yerden bir gavsın, kutubun ruhani kalbi aşık… Ruhuyla sizi kendine doğru çekiyor… Sizi istiyor, evet yanlış duymadınız sizi istiyorlar.” Aman Allah’ım akıl falan kalmadı bende! Ama buna benzer bilgilere rastlamıştım bir tasavvufi kitapta… Orada da gavs birini severse onu onulmaz sıkıntıya, bunalıma atar. Elindeki ilahi kamçıyla bunu yapar. Onu ilahi kamçının cenderesine alıp sıkıştırarak mahveder. Ya o mürit ona gelir, ya da hayatı mahvolur. Gelmezse de en sonunda cenazesi gelir.” deniliyordu o eserde.. Olağanüstü şeyler… Evet, o eserde böyle diyordu, tıpkı böyle… Şimdi hadiseyi anlamaya başladım galiba… Demek ki bu yazarımız da çılgınca bu sırrı aktarıyor bize. İyice meraklandım ve mutlu sona yaklaştım. Gerçekler tamamen ortaya çıkacak herhalde… “Neden siz? Evet siz… Çünkü sizde merhamet geni vardı… Bir de bir şeyi çok sevip sık sık aşık olma halleri… Ta çocukluğunuza inin evet çocukluğunuza… Sevdiğinize nasıl bütün kalbinizle delice bağlanıp uykusuz kaldığınızı düşünün… Sonunda bu sevdiklerinizin hepsi de elinizden gidiyordu… İyiliksever biriydiniz, düşkünlere acıyor, merhamet ediyordunuz… Yalanı, dedikoduyu sevemiyordunuz…” Evet, hepsi de doğru… Hep böyle oluyordu… Yoksa bu yazar eseri benim içimi okuyarak mı yazmış… Aman Allah’ım, hepsi doğru… Böyle bir şey olamaz! İyi de bu kim? Hangi gavs, hangi kutup ve nerede buluruz onları? “Rüyalarda sana işaretler geliyordu, sen anlamıyordun… Yüksek yüksek binalar görüyordun… Denizler, göller ulu ulu ağaçlar görüyordun… Büyük devlet adamları, üniversite hocaları görüyordun… Ordu komutanları, uçaklar görüyordun… Bu sembolle gelenlerin hepsi seni isteyen, senin ruhuna aşık olan gavstan başkası değildi…” Vay be… Bunlar hep oluyordu… Keşke rüya yorumunu bilen biriyle karşılaşmış olsaydık. Bunca sıkıntıyı çekmezdik… İyi de bizi isteyen türbe nerede? Bu evliyanın, gavsın adı ne? Tespihini nasıl alacağız? “Seni cendereye alan evliya bir gün tamamen rastlantı dediğin asla inanamayacağın bir olayla seni yoluna bağlı biriyle karşılaştıracaktır. Bu mutlaka olacaktır. Onu gördüğünde sıkıntıların azalacaktır, ilahi kod diliyle adeta sana şöyle diyorlar: “Aradığın kişi biziz. Bu tanıdığın kişi de seni bize bağlayacak bir vesilemiz… Bunu sıkıntılarının onun yanında kalkmasından anlayabilirsin ancak…” Ne kadar enteresan… Ne kadar esrarlı bir dil… Beni bu kitapla tanıştıran Allah’a şükrolsun… “Onların sana olan aşkı, Allah’ın emriyle… Aslında bunalım, depresyon ruhun, hakikata doğum sancılarından başka bir şey değildir… Allah’ın seni sevgisine, aşkına davet etmesinden başka bir şey değildir… Bekle, sabırla bekle… Seni Allah, o evliyasıyla birgün birilerinin vesileliğiyle kendi yoluna bağlayacaktır. Bunu unutma… Onun yanında kalbin sıkıntılarından arınacaktır, bu işareti sakın unutma… Bir daha söylüyorum bu bir işarettir kalbin yanında sıkıntılarından arınır. Sakın ondan ayrılma… Onu bulup da darıltıp yüzüstü bıraktıysan yazıklar olsun sana… Kendi ömrünü kendi başına dar etmişsin… Hayattaysa, şeytanını dinleme yanına koş… Ellerine kapan … Evet, bunalım ve depresyon ilahi kodda sonsuz aşka davettir… Eğer sen de bunalımlı, depresyonlu biriysen seni tebrik ediyorum. Bu size ilahi bir aşk davetiyesidir. Allah sizi kendine seçmiştir. Bu davetiyenizi birgün mutlaka birilerinin elinden “Tamamen rastlantısaldı.” diyeceğiniz bir şekilde aldığınızı göreceksiniz. Bekleyiniz, o günü sabırla bekleyiniz. O hastalık sizi öldürmeye gelen bir cani değil; aksine sizi Allah’ın aşkına çekip götüren bir kılavuzdur. Sonsuz aşk yoluna girince de o halin birden bire kalkacağını ummayınız. Allah sizi celal-şiddet- tecellisi altında yetiştirirken o hal sizi ara sıra yoklayacaktır. Bu sıkıntılar, Allah’ın size aşkla yaklaşmasıdır. Bu halden razı olun sessizce bekleyin. Bunun anlamını düşünüp razı olun. Her şey bir gün güzel olacaktır. Bizi dualarınızdan unutmayınız. ”Enteresan yorumlar. Özgün ve olayları, sırları gerçek dünya koşullarının diliyle yorumlayıcı. Ben ömrümde böyle bir kitap görmedim. Bu kitap gerçekten bir harika… Hım, dur bakayım şimdi… Evet, evet buldum. Yaşasın!!! Evet, cami çıkışında gördüğüm yaşlı amca bu tanıma çok uyuyor… O, tarikatlı biriymiş… Onun yanında kuş gibi hafifliyordum… Demek beni onun mürşidi çağırıyormuş… Bekle geliyorum ey yüce gavs, hem de koşa koşa! Ey yüce Allah’ım! Sıkıntıyı seviyorum, depresyonu seviyorum çünkü onlar beni senin sonsuz aşkına taşıyan en sevgililermiş meğerse… Onlar beni sana getiriyormuş. Allah’ım, öyleyse yaşasın sıkıntı, yaşasın bunalım, yaşasın depresyon!

TROUBLES AND DEPRESSION “in DIVINE CODE” ENDLESS LOVE is INVITATION
Today I have to make a decision now in trouble now, what do crisis on … My life is upside for years. Catch me is this sudden problems. Is it still made us wonder if one of growth? Who made me grow why not? Had already done a lot already … Let me know what you got us …Everyone in the hands of secret science books … Do you still have to get a doctor? If you do not do the psychic? I have a lot to the doctor … One thing has not … Some drugs were injured, some compromise has, synthetic, I have a life anymore … Looking from the outside nor the healthy and peace (!) I am full. She tons of weight, such as being drowned, night of insomnia, a heart-rhythm multiplier; if he foolishly dreams … Can I request not to do anything … Whether a location close to the cry of … Away from society and into the closed world, whether to remain a land of Silent … Fear, such as choking and breathing … It is best to go to a doctor again …Yes, yes it do … Therapy should receive support. Otherwise it will not be. Since I’m getting good support for it in months, so what worked? I have seen little benefit, but all the more … I wish I had not take this problem on my foot had been broken … What a terrible thing. Most will not be on the floor is suddenly wrapped me … Every side and my fear of death is increasingly wrapped turns into a horrible nightmare my life … This is read into the university life experience you will … It is best to go to a psychic … He is not another doctor … These drugs did not seem to me … Yes, the drug that the doctor did not give me … Bat was that I was okay? Tomorrow first thing my friend suggested I should go to a psychic … Believers in His orders had cinnie.Intelligence and everything man knew were going. Was very religious, necessarily bring me something, ‘t give in, but what comes from within give him. I can get, we’ll give something. For example five lira … Will be, as if the stone at my arm you are tired? Ya do not like the money, it does not look sincere to me … It is best to give ten or twenty lira … Yes, yes twenty lira … This would be great …

“Yes, come the next bay too!” Wow, amma also has psychic ha … Looks very effective … As if further liaison with … How nursuz face … ”Welcome dear sir. Here you sit like this. Let’s see, tell your troubles. “” Dear gentlemen psychic. See my three years since I am tired and overwhelmed. There does not cause any serious. My irregular sleep. I would drown if by someone. PhD I went. Therapy support I have received. Take the medicine when I’m fine, or at least so I was I think. Drop … when the same drug addict … I have my medication with me is not going to enter the crisis he has lost my gall … For this reason, the drug also blocks I’m back. “” Him, that the water in the bowl take a look at you go. Suda see anything do you? ”" No. “” Now read the following prayer …….. see the water. “” Yet I can not see a thing. “Wait a moment now to set up an office to do translation. Yes, sir. You are overwhelmed by the elves. your family by a girl you fell in love. black magic have made. “” So what should I do? “” That amulet you receive. someone to hang around your neck. one under your pillow to your set. someone at the water and wait a day after some internal and some in the bathroom and the restdawn of a busy four-way medium, and sprinkle it came from please look at your art. Muska Do not remove the fear from over. Two months later he came to check here … I have now dial. on which a significant portion of those killed. “” Thank you sir psychic. ”

Two months later: “God damn it, I became thoroughly beter! Each side has filled my charm.Each side of the medal as Independence War I veterans are blessed sal … There was little he went to my mind going. A medicine bottle … Maybe I went to a psychic on him and say things they do not meet each other. No four-way attack on the elves, you do not enter the bathroom too soon, you do not love the girl next door charm, no pork fat with lots of black magic priest …See the house on every side now become amulets … Can yandığımının charm of the … Ya .. be made on the following articles! O, how many kinds of drugs to drug box, the box should say? …Color colors drugs … Regulate brain chemistry were going, you know? Geometry not chemistry, as if blessed ours … Done a lot in the wash on drugs … I paid my male therapist Onca years …We were stopped by changing therapists as seven Koçali Hormuz. My illness was one hundred percent? No … What does this have blessed disease. Our arms, our legs were all broken within five months though … The sick person should not the spirit of Allah. Let me ask myself. What is wrong with me? Material? Not. Do you love-dimensional emotional devastation? No, no, this shortage is catastrophic, weight reality what is it? Thank goodness we do not go in the country doctor, cindar, teacher, psychic did not stay … No be … This life so that life would be unendurable … Dine people bring an end to the Fire would … Which would be irreligious people have committed suicide, but … The best a parent, I worry that maybe they’ll call saint will find a solution … Where they good at who knows? Spur of the moment do not have that … The best of Allah Mürşit help to find and make istihare want. Yes, it’s still something not seen on the seventh day and istihare. Ve been nasipsiz what he is …

The best of good will recite a mystical works. Maybe the thing is in there … Bela, suffering, Kabze, bast, vera, supervision, virt Games, sincere manifestation, yes, not for us … none of these Remedy here is not in our troubles … What is it? A very different book … Quietly tucked away here … Oh, the title track for me Allah … ”Invitation to boredom and depression Divine Love is infinite in the code …” These titles refer to an especially … Oh Allah, what a wild title …Was already inside me … a nice I immediately let See purchase. Here we go … I have read and have to finish in a snap. In this book, or you do not resort to my troubles? No, no, this book pretty crazy, author of the mystical one person … Well as the academic one to add a biography … Oh, the name of Allah, what was that book? Stop following package and let me see a little tear … That must be for the title: “Invitation to boredom and depression Divine Love is infinite in the code.” Long live the following headings already impressed me know. How attractive is not a title? Current issue is seen as beauty and makes it human kanıksa … Never without shuddering, sincere service said an invitation to love us forever … Yes, infinite love … Cool …This book, a favorite gift came from someone you just open the package, not that exciting to open the package, then it is very similar to how your request.

Here we come home. Sit on the chair by the entrance of Şöylece Let’s start with the book: “You call on the seven-twenty-seven years old are a boy or a lady, lady. Are you working in the private sector or a university one. Are you religious or a community or love to hunt the Run Are you in love with a crazy … Field or music courses, go to a high society dance to disco … These are not important at all … The important thing, you no reason to be depressed and depression is wrapped of course. We suddenly impossible to describe a problem is wrapped. No you do not wait a moment, in an unexpected place … On the way, at university, at home, in your friends …A-rhythm of your heart is at. To wrap your fear on every side. Died would be like to die. People, society, everything starts to look bad in your eyes. Depression, depression crisis would pass. A weight on your upper crashes suddenly. Power cut from forces. What do you think you’ll stay in a place to fall. You are in this internal environment you feel unaware. They life, according to the specific perception they happy. Yes, theirs so that life for a specific water distiller distilled from the essence of all happiness. Are you happy happy … What about you? That crisis, depression, called it passes through cases cendere would give almost life or death struggle. ”

Ya, this guy get halal. As if to identify me. All of them got all of them are … I am so excited that I can not tell you … Let’s continue to let this book: “The situation would open near your …Doctor to visit the doctor, therapy would begin receiving … Years of medication you see. Never one hundred percent good … Comes a time that it would begin to hate drugs. Can burn like a wheel that you can not take drugs … And depression, and crush you to move, the polling continues to günaşırı … Would lead to busy yourself with hobbies, does not … Although I do vain … Then your friends, your family with the help cindar, called psychic people are starting to run … Diagnosis: “Zoom.” And then of amulets, blowing their various prayers …. None of the remedy does not happen. If a voice purposely purposely “Where Arasan remedy does not exist!” He screams. Then comes a moment that you begin to lose meaning for everything. ”

This author helal olsun be … Everything has identified … But let’s see where there will be consequences? The important thing is not to say problems, trouble to find a logical answer of course … ”I will just tell you what can please listen with your ears. One of them fell in love with all your heart you do. “Alas destroyed all my dreams! After all these problems perfectly rank such a thing should not the author, yes, definitely not supposed to de … Insane this author … ”I know you’re surprised. We will be having a bigger surprise. Have your mind, please. Yes, you fell in love with someone you are doing it in your soul. Who do you wonder? “This is also the author of your neighbor’s daughter, relatives of one of your chat will not start, does not mention the priest cindarlar growth, such as psychic I hope … ”Yes, please have your mind up. Do not be cautious mind Don ‘… Let me say this, especially one from outside of Turkey by Buying …Sometimes one from Turkey … Found in very rural areas, often living in one village called town.Do they do this depression … They fall in love with your heart you always. “Hey gidi Dear mother! Come look at hele! His son abroad, even the peasants have been in talipli. Heart fell in love with noticeable. This depression they were going to! What’s so funny … In this medium, even cindarlardan was funny. Haw, an author must be batty … Are böyleleri dear. Say something proper. Then they sort them any unforeseen ravings … In the west, also in East böyleleri … I think that’s kind of pathetic that this … ”Yes, they are not apparent in life, death and eternal life before he died that perception always alive, such as mountain standing at the gates of heaven’s sake, with no limits from the spirit world than the eternal spirit of wandering hunters … SANs forgotten names, side slopes of any two sides of the village who died years ago, or the names tomb gavs, kutbul aktap de … Capturing the divine hand kıskıvrak whip you with, that they almost roll whether you finish in cendere depression. No power in front of their spiritual power can not stand. Yes you are calling you … You, who love crazy girls, when you go to university they destroyed … Sen, a young man there who said cemaatta serve you with complete these …

We do not expect much from a remote location ever a gavs, kutubun spiritual heart in love …You are pulling in a spirit of self … Wants you, yes you are wrong you have not heard. “Oh Allah, I did not mind or something! But similar to the information I had come across a mystical book … If you love someone it will not be on there too gavs distress, throws into crisis. Whip in the hands of divine do so. Took him to the divine cendere by compressing the whip is ruined.Disciples to him if he comes, or life is ruined. Income does not come at the end of the funeral. “Called in his work .. Extraordinary things … Yes, it works like that saying, just like that … Now I think I began to understand the events … This also means that our author has passed us crazy secret. I’ve approached the end of worried well and happy. I guess the facts will come out completely …

“Why not? Yes, you … Because the gene had mercy on you … And very often something like a case of being in love … Ta in your childhood, your children’s yes … How do you like all your heart you think you are insane not to connect the sleepless … All the hands went from your loved ones at the end … Have one benevolent, is addicted to the pain, compassion Were … Lie, gossip love … “Yes, all right … Always had this happening … Do not read these authors work inside me as you typed … Oh Allah, all right … Can not be such a thing! Who better this?Which gavs, which we find the poles and where them? ”Dreams in the signs came to you, you did not understand … Tall buildings were high on … Seas, lakes ulu ulu trees were seen …Great statesmen, university teachers were seen … Army commanders, aircraft were seen … It came with all of you who want the symbol, you fell in love with the spirit of someone who was not gavstan … “Wow … They have always had … I wish I had met someone who knows if we dream interpretation. All these problems would not pull … Wish us well as the tomb where? Of this saint, gavs name? How we will rosary? ”I cendere area one day saint You’re never quite believe in coincidence with an event you can not you will experience one road connected to.This certainly will be. Difficulties will be reduced when I see him, I said almost divine code of the language are: “We are Not the people. This will connect us an occasion you too you know, our people … Besides the problems that you can understand this, but … From the rise “How interesting … What a weird language …

This book introduced me to God şükrolsun … ”They love for you that Allah’s order … In fact, depression, depression of the soul, is nothing other than hakikata labor … God’s love to you, love is not something else … From the invite Wait, wait patiently … I Allah, with the saint someday someone will connect the occasion own path. I forget … His next will be free of heart problems, avoid these markings do not forget … I say again this is a sign of heart trouble-free is next to. Don ‘t leave him … If you have found him and shame on the cross and then abandon you … Own life itself is narrow … Life if the devil come to listen to the side … Closed hands …Yes, depression and depression is an invitation to the divine love eternal in the code … If you too depressed, depression is one you’d like to congratulate you. This is an invitation to you is a divine love. God himself has chosen you. This invitation is always someone someday you by the hand “rastlantısaldı completely.” You get, you’ll see the way you will. Wait, patiently wait for that day. He came to kill you a murderous disease is not unlike God’s sake, take away with you is a guide. When he entered a state of the infinite love of a sudden do not expect to get up.Allah-intensity-manifestation under the majesty you then you are grown you will occasionally feel. These difficulties, we love Allah is approaching. This state is willing to wait, quietly. Think what this means and be satisfied. One day everything will be fine. Do not forget us from your prayers. ”Interesting comments. Original and events, the secrets of real-world conditions to interpret the language of the user. I’ve never seen such a book in my life. This book is really a great … Haw, let me see now … Yes, yes I found. Hooray! Yes, I have seen elderly uncle at the exit of the mosque fits this description … more He was one sect with … He was also easier as the crow … So call me his Mürşit … Oh wait I’m coming gavs exalted, as well as koşa koşa! O Allah supreme! I like problems, like depression, because they move me more than your most beloved eternal meğerse … They brought me to you. Allah, so thumbs up trouble, long live crisis, depression thumbs up!

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
posted under DEPRESSION | 5 Comments »

http://sametkoc.net

Aralık25

http://twitter.com/sametkoc

http://www.20-23.com

http://www.facebook.com/sametkoc

www.20-23.net

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
posted under Genel | No Comments »

Pope knocked over at Christmas mass

Aralık25
Pope knocked over at Christmas mass
The pope urged worshippers to rediscover the simplicity of the Christmas message [AFP]

Moments before celebrating Christmas Eve mass, Pope Benedict XVI was knocked to the floor after a woman lunged at him as he walked down the aisle of the main church in the Vatican.

As security men tried to tackle the woman, both Benedict and Roger Etchegaray, a French cardinal, were knocked to the floor in the confusion, Federico Lombardi, a Vatican spokesman, said.

The 82-year-old Benedict – head of the Roman Catholic church – appeared unhurt.

He was quickly helped to his feet and resumed the mass at St Peter’s Basilica on Thursday, making no reference to the incident as the service started.

Etchegaray, 87, suffered a broken femur bone and was taken to hospital, Lombardi said.

The woman, whom Lombardi described as “unstable”, was detained for questioning by Vatican security police.

She was the same person who tried to jump a barricade to get close to Benedict at last year’s Christmas Mass, the spokesman said.

The Vatican later said in a statement that the 25-year-old Italian-Swiss national was  taken to an undisclosed medical facility for “necessary treatment”.

She was later quoted by La Repubblica newspaper’s online edition as saying that she did not want to harm the pontiff.

The report also quoted Cardinal Angelo Bagnasco, archbishop of Genoa and head of the Italian bishop’s conference, as saying: “Nothing serious happened. It wasa woman who tried to greet the holy father.”

Christmas message

In his message to more than 10,000 people during the Christmas Eve mass, Benedict urged the faithful to put aside the complexities and burdens of daily life and rediscover the simplicity of the Christmas message.

“We live our lives by philosophies, amid worldly affairs and occupations that totally absorb us and are a great distance from the manger,” he said.

“In all kinds of ways, God has to prod us and reach out to us again and again, so that we can manage to escape from the muddle of our thoughts and activities and discover the way that leads to him.”

Mass was held two hours earlier than the traditional midnight hour this year to ease Benedict’s busy holiday schedule.

On Friday, the pope delivered his traditional Christmas message to tens of thousands of pilgrims gathered in St Peter’s Square.

He gave blessings in 65 languages from Maltese to Mongolian and urged tolerance for migrants.

“In the face of the exodus of all those who migrate from their homelands and are driven away by hunger, intolerance or environmental degradation,” the Roman Catholic Church calls for “an attitude of acceptance and welcome,”  Benedict said.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
posted under Genel | 2 Comments »

Mevlâna Celâleddin-i Rûmî

Aralık25
A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
Mevlâna Celâleddin-i Rûmî
Sufizmin önemli isimlerinden, şair ve ilahiyatçı.
Doğumu
30 Eylül 1207
Afganistan sınırları içerisinde yer alanHorasan yöresinde, Belh şehri.
Ölümü
17 Aralık 1273

Mevlâna Celâleddin-i RûmîRuhEgo ve AkılForm ve AnlamİlimVeliAmel

[değiştir]A

  • A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.
  • Acele şeytan hilesidir, sabır ve tedbir Allah lütfu.
  • Açlık, ilaçların padişahıdır. Hekimler niye perhiz verir düşünsene.
  • Adam savaşmakla çetin er sayılmaz, öfkelendiği zaman kendini tutabilendir çetin.
  • Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap.
  • Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.
  • Allah mermere emir vermez.
  • Allah merhalesinde akıl beygirine yol yoktur.
  • Allah üstünlük bakımından göz yaşını şehitlerin kanı ile eş tuttu.
  • Allah’a şükür, rızkı artırır.
  • Allah’ım sen kimi dertle hasta etmek dilersen ona ağlayış kapısını kapatırsın. Kimi de beladan kurtarmak dilersen gönlüne sızlanma ve ağlayış verirsin.
  • Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar.
  • Aklın başına gelince pişman olacağın bir işi sakın yapma.
  • Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.24.02.2007
  • Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.
  • Ayrılık içinde insanın gözünü açıp kapayıncaya kadar geçen zaman yıl gibi gelir.
  • Aşk,herşeydedir ama hiçbirşeyde görünmez.
  • Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki!
  • Aşk, öyle engin bir denizdir ki, ne başlangıcı ne de sonu vardır.
  • Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.
  • Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak, başka yere koymak.
  • Aklın yoksa yandın, ya kalbin yoksa o zaman sen zaten yoksun ki
  • Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat söylediği herşeyi düşünür.19 Nisan 2007
  • Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan.
  • Ayıpsız dost arayan, dostsuz kalır.

[değiştir]B

  • Başta dönüp koşan nice bilgiler, nice hünerler vardır ki, insan onunla baş olmak isterse, baş elden gider. Başının gitmesini istemiyorsan ayak ol.
  • Başkalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar.
  • Beri gel, beri!
    Daha da beri! Niceye şu yol vuruculuk?
    Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik?
  • Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
  • Bir adamın camilere alıştığını görürseniz, imanlı olduğuna şahitlik ediniz.
  • Bir katre olma, kendini deniz haline getir
    Madem ki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin.
  • Bir kimseyi tanımak istiyorsan, düşüp kalktığı arkadaşlarına bak.
  • Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.
  • Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
  • Birşeyi bulunmadığı yerde aramak aramamak demektir.
  • Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendini.
    Bizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil.
  • Bütün kâinat birbirine sevgi ile bağlanmış.
    Sevgini vermesini öğren.
    Çünkü gönlün anlasın ki hepsine yer varmış.
    Sevgisiz insandan dünya, unutma ki korkarmış.
  • Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
  • Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
  • Büyük Allah’tan bizler niye terbiye isteriz? Çünkü terbiyesizler, Allah’ın lütfundan mahrumdurlar. Terbiyesiz, yalnız kendine kötülük etmez, bütün utanç ve erdem ufuklarını ateşler.
  • Bil ki.. Domuzların önüne elmaslar serilmez, mücevherden ancak sarraflar anlar başkası bilmez, ne fark eder ki kör insan için elmas da bir cam da, sana bakan kör ise kendini camdan sanma.
  • Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan.Bana bir ben lazımım, bir de Anlayan.

2007 UNESCO Mevlânâ Yılı

[değiştir]C

  • Canım tenimde oldukça Kur’ân’ın kölesiyim. Ben Hakk’ın seçkin peygamberi Muhammed’in yolunun toprağıyım. Her kim bundan başka benden bir söz naklederse, ona çok üzülür ve o sözden de çok üzüntü duyarım.
  • Cehalet insanı çirkinleştirir.Suskunluğum asaletimdendir.Her lafa verilecek cevabım vardır.Lakin, lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye.
  • Cenab-ı Hakk kâfir için necis dedi. Fakat dikkat et ki; kâfirlerin dışı pis değildir. O pislik onların din ve ahlakındadır.
  • Cahil olanların merhameti ve lütfu azdır.
  • Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.
  • Cibilliyetsize ilim öğretmek, eşkıyanın eline kılıç vermektir.
  • Can konağını aramadaysan, cansın; bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin,bir damla su arıyorsan susun,zulmün peşindeysen zalimsin,aşkı arıyorsan aşıksın,Gönlün neye kapılmışsa O’sun sen. Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir

[değiştir

  • Çalış çabala da nura ulaş. Pekmez içinde ne kaynatılırsa pekmez lezzeti alır. Havuç, elma, ayva, ceviz pekmezde kaynasa pekmez tadı alır. Bilgi nura karışırsa inatçı ve kötü kişiler bile bilgiden nur bulurlar.

[değiştir]D

  • Din düşmanlarının başına kılınç ol, kurt gibilere ateş saç; çünkü onlar, Yusuf düşmanıdırlar.
  • Denizin dibinde incilerle taşlar karışık olarak bulunurlar, övülecek şeyler de kusur ve yanlışların arasında bulunurlar.
  • Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
  • Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
  • Dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni şeyler söylemek gerek.13.06.2006
  • Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
  • Denizde inciler derinde olur. Çerçöp sahilde olur.
  • Doğruların yemin etmeye ihtiyacı yoktur.
  • Dostun yanına hediyesiz gitmek,buğdaysız değirmene gitmek gibidir.
  • Dıştaki ateş suyla söner. Şehvet ateşi, parladıkça parlar; adamın yüzünün suyunu yerlere döker.

[değiştir]E

  • Eğer müslümanca yaşamak istersen Kur’ân’a sarıl; çünkü, onsuz islami hayat mümkün değildir.
  • Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki, sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki, aradığın ancak sensin sen.07.03.2007
  • Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
  • Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
  • Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir. 12 Mayıs 2007
  • Ey Müslüman, edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır.
  • Ey Zulümle bir kuyu kazan! Sen kendin için tuzak hazırlıyorsun.
  • Ey arkadaş, sufi, bulunduğu vaktin oğludur. Bu iş yarın olsun yarına kalsın demek, tarikat anlayışına uymaz.

[değiştir]F

  • Filozofların felsefesi, insanoğlunun zan ve şüphesini artırır. İslam’ın hikmeti ise, insanı yücelere ulaştırır.
  • Fakire verilen daha onun eline geçmeden Allah’a ulaşır.

[değiştir]G

  • Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
    İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
    Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
    Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.
  • Gelin bağa yeşiller kuşanan doğayı görün. Her köşede bir çiçek dükkanı açan doğayı görün. Güller gülerek sesleniyor bülbüllere: Susun, susarak doğayı görün.
  • Genişlik, sabırdan doğar.
  • Gerçek aşkta ne vefa vardır ne cefa.
  • Gönül nuru olmayan gönül, gönül değildir. Bedende ruh yoksa topraktır.
  • Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.
  • Gözünün cevherini nerede eskittin, beş duyunu nerelerde kullandın.
  • Gözünüzü açıp Kur’ân’a bakınız. Allah kelâmı olan kur’an’ın tüm ayetleri edep öğretmektedir.
  • Gül düşünür, gülistan olursun. Diken düşünür, dikenlik olursun! 4 Haziran 2007
  • Gülün dikene katlanması, onu güzel kokulu yaptı
  • Güneş olmak ve altın ışıklar halinde
    Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim
    Gece esen ve suçsuzların ahına karışan
    Yüz rüzgarı olmak isterdim.
  • Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığını kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
  • Güzel yüz aynaya âşıktır.

[değiştir]H

  • Hamdım, piştim, yandım.
  • Hak’tan bahar fermanı gelmedikçe, toprak sırrını açmaz.21 Mart 2007
  • Hayatının gidişi, Hz.Muhammed’in sünnetinden sapmasın. Onu bırakma! Aklına ve hünerine az güven!
  • Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, şeker gibi tatlı şeydir
    Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır.
  • Hem gam çağında, hem esenlik çağında Allah’a dayanmadan, tümden ona teslim olmadan başka her şey düzendir, tuzaktır.
  • Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
  • Her insan bir alemdir. İnsan düşünceden ibarettir, geri kalan et ve sinirdir. 25 Mayıs 2007
  • Her rüzgarla otlar gibi sallanırsan, dağlar kadar olsan da bir ota değmezsin.
  • Her şey kader ile takdir edilmiştir. Kısmetine razı ol ki rahat edesin.
  • Her zaman doğruyu söyle, ama her zaman her doğruyu değil.
  • Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.
  • Herkesin bakmadığı yönden bak dünyaya.
  • Herşeyi, aramadıkça bulamazsın; fakat bu dost başka; bunu bulmadan arayamazsın.
  • Hırs insanı kör ve ahmak eder. Bilgisiz hale sokar da ölümü kolaylaştırır.
  • Hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez ki; ha bir altın çalmışsın ha bir iğne.
  • Hiçbir ölü öldüğüne hayıflanmaz, sadece azığının azlığına hayıflanır. Ölen kuyudan ovaya çıkmış demektir.

[değiştir]I

  • Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
  • Irz ve namustan mahrum olanlar, millet ve vatan hissi taşımazlar; böylelerinden sakınılmalıdır.

[değiştir

  • İçinde azıcık nur olmayana, dışarıdan verilen öğüt fayda vermez. [1]
  • İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler.
  • İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.
  • İnsan dostunun huyunu alır.
  • İnsan içki içmekte serbest, ama sarhoş olmakta serbest değildir.
  • İnsanlar, güller arasında dikenler bulunduğundan şikayet edeceklerine, dikenler arasında güller yaratıldığına şükretmelidir.
  • İnsanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin.
  • İnsan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak gerçek dostu görendir.
  • İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
  • İnanan kişi, işlerini Allah emretti diye yapar. İnanmayan ise, mücadele ve gösteriş olsun diye yapar. Böyle inatçı kişilerin başlarına toprak saç.

[değiştir]K

  • Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.
  • Kadınlarda hayvani sıfat fazladır. Çünkü kadın koku ve renge fazlaca meyleder.
  • Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.
  • Kanat vardır Doğanı padişaha götürür;Kanat vardır Kuzgunu leşe götürür
  • Kargalar gülistanı işgal ettiklerinde bülbüller siner ve susar.
  • Kendi körlüğünü tedavi etmeye çalış, yoksa alem hep O‘dur, fakat O‘nu görecek göz olmalıdır.
  • Kendini noksan gören kişi, olgunlaşmaya on atla koşar. Kendini olgun sanan ise Allah’a bu zannı sebebiyle ulaşamaz.
  • Kır oğul zinciri; hür gez, hür konuş,
    Yok mu altından gümüşten bir kurtuluş?
  • Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur. Kendisine dost olmayan herkese dost kesilir. Nakışsız ayna olur, tüm nakışlar onda seyredilir.
  • Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.
  • Kim demiş gül yaşar dikenin himayesinde? Dikenin itibarı gül himayesinde!
  • Kim sabrederse rızkı gelir ona. Aşırı hırsla çalışma ve çabalama sabırsızlıktır.
  • Kim zahmet çekerse defineyi elde eder.
  • Kimde bir güzellik varsa bilsin ki ödünçtür.
  • Korku erkektir, umut ise dişi; onlardan ölümsüz ve temiz şeyler doğar.[2]
  • Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
  • Kötü zanda bulunan kişi çirkindir. Aslında o kendi içini vurur karşıya.
  • Kötülerin övülmesi arşı titretir.
  • Kötülük insana tamahtan gelir. Kanaatten kimse ölmedi, hırsla da kimse padişah olmadı.
  • Kızgınlıkla gönüllere ateş saldın mı, cehennem ateşinin aslı oldun gitti.
  • Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
  • Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömür ise kısadır. Korkarım ki,sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.
  • Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde şaşılacak bir şey yoktur. Şaşılacak olan odur ki bu kuzu, kurda gönül bağlamış, aşık olmuştur.
  • Kardeşim sen düşünceden ibaretsin,Geriye kalan et ve kemiksin,Gül düşünür gülüstan olursun,Diken düşünür dikenlik olursun

[değiştir]L

  • Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir, helvadır.

[değiştir]M

  • Muhabbet ve merhamet, insanlığın; hiddet ve şehvet de hayvanların sıfatlarıdır.
  • Madem ki rızkı taksim eden O’dur, o halde şikâyet küfürdür. Sabır gerekir. Sabır, genişliğe ulaşmanın anahtarıdır. Allah’tan başka herkes düşmandır. Sen asıl dostu düşmanlara şikâyet eder, halinden sızlanırsın öyle mi? Padişah köleye şikayet edilir mi? Akıllı ol.
  • Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.
  • Mideyi bırak da gönül tarafına salın. Salın da Allah’tan perdesiz selam alasın.
  • Mücevherler vakitle alınabilir ama vakitler mücevherle alınamaz.[3]
  • Münafığın özrü kabul edilmez. Çünkü o özür dilindedir kalbinde değil.
  • Müzik Allah’ın dilidir.

[değiştir]N

  • Nasıl olur da deniz, köpeğin agzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?
  • Ne insanlar gördüm üzerlerinde elbise yok, ne elbiseler gördüm içlerinde insan yok.
  • Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.03.03.2007
  • Ne tükenmez hazinesin ey dil! Ne devasız bir dert!
  • Nefsinin istediğini yapıp da bir de “inşallah” demek Allah’la alay etmektir. Kimi kandırıyorsun?
  • Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
  • Nerde akarsu varsa, orada yeşillik vardır.
    Nerde akan gözyaşı varsa, oraya rahmet gelir.

[değiştir]O

  • O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.
  • O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
  • Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah’ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.
  • Ne olursan ol,yine gel.

[değiştir

  • Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
    Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.

[değiştir]P

  • Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.

[değiştir]R

[değiştir]S

  • Sabır, demir kalkandır.
  • Sabır sevinç anahtarıdır.
  • Sebatsız sedef, inci tutmaz.
  • Secde ve rükû, varlık tokmağını, Allah kapısına vurmaktır. Çok vur, mutlaka açılır kapı.
  • Sen anılması güzel olan söz ol.
    Çünkü insan, kendisi hakkında söylenilen güzel sözlerden ibarettir.
  • Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
  • Senin için başkasını terk eden, başkası için de seni terk eder.
  • Sen zayıfları yardımcısız, kimsesiz sanma; Kur’ân’dan “İzâ câe nasrullâh”ı oku
  • Sende en iyi ne varsa, dostuna onu ver.
  • Sen öyle büyük bir varlğın aşkını seç ki, bütün peygamberler, onun aşkıyla kudret ve kuvvet buldular, şeref ve saadete erdiler.
  • Sual de bilgiden doğar, cevap da.
  • Sukŭnetim asaletimdendir. her lâfa verilecek bir cevabım var.lâkin; Bir bakarım lâf lâfmı diye , birde bakarım söyleyen adammı diye.

[değiştir

  • Şeytan tabiatı bakımından insana düşmandır. İnsanın helak oluşuna sevinir o.
  • Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.
  • Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz
  • Şu tertemiz tarlaya sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz.
  • Şunu iyi bilki;eğer, gönlün, sırlarına mezar olursa muradın çabucak hasıl olur.
  • Sarhoş, cinayeti yapar da sonra “özrüm vardı, kendimde değildim”der. Kendinde olmayış,kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.

[değiştir]T

  • Ten midesi insanı samanlığa çeker, gönül midesi reyhana çeker. Ot ve arpa yiyen kurban olur, Allah nuru ile nurlanan Kuran olur. Senin yarın pislik, yarın da misktir. Kuran’la miskini artır.
  • Testide ne varsa dışına o sızar.
  • Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.
  • Tutalım ki Ali’den Zülfikâr sana miras kaldı. Sende Ali kolu ve kalbi yoksa Zülfikar neye yarar ki?
  • Tuzağa saçtığın taneler , cömertlik sayılmaz ki…

[değiştir]U

  • Uyku ve uyanma bir nevi küçük mahşerdir.

[değiştir

  • Üstünün dostu ol ki üstün olasın… Kendine gel be hey azgın, mağluplarla dost olma! Münkirin delili ancak ve ancak şudur: Ben şu görünen yurttan başka bir şey görmüyorum! Hiç düşünmez ki nerede görünen bir şey varsa o, gizli hikmetleri haber vermededir. Her görünen şeyin faydası, faydanın ilaçlarla gizli oluşu gibi o şeyin içinde gizlidir.
  • Üç sözden fazla değil , Tüm ömrüm şu üç söz , Hamdım, piştim, yandım

[değiştir]V

[değiştir]Y

  • Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
    Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
    Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
    Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
    Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
    Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
    Hoşgörülülükte deniz gibi ol.
    Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
  • Yılan insanın sadece canını alır. Kötü arkadaş cehenneme sürer de ebedi hayatını mahveder.
  • Yerde bir zayıf aman dilerse, gökyüzü askerleri birbirlerine karışırlar.
  • Yüz kişinin içinde aşık, gökte yıldızlar arasında parıldayan ay gibi belli olur.

[değiştir]Z

  • Zulüm demiriyle taşını birbirine vurma! Çünkü bu ikisi, erkek ve kadın gibi çocuk meydana getirirler.

[değiştir]Kaynaklar ve Notlar

  1. Mecâlis-i Seb’a'dan Seçmeler, Rûmî Yayınları, Sf:176
  2. Mecâlis-i Seb’a'dan Seçmeler, Rûmî Yayınları, Sf:182
  3. Mecâlis-i Seb’a'dan Seçmeler, Rûmî Yayınları, Sf:179

[değiştir]Dış Bağlantılar

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
posted under Genel | 3 Comments »

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes